Ustaların Omuzlarında Yükselmek

Kitap ve İnsan

Ustaların Omuzlarında Yükselmek

6 Ocak 2018 Blog yazıları 0
Ustaların Omuzlarında Yükselmek

Carpe Diem kitap sohbetlerimizin 3. sünde duyduğum bir söz beni derinden etkiledi: “Hiç okumamak, çok az okumaktan iyidir.”

Bu blog yazımızda okumak, anlamlandırma, yaratıcılık, inovasyon gibi kavramlar üzerinden güncel metaforları irdeleyip farkındalığımızı sorguladık.

Çok Gezmek ve Çok Okumak

“Hiç okumamak, çok az okumaktan iyidir.”

İlk duyduğumda ben de muhtemelen çoğunuzda olduğu gibi “Nasıl yani?” diye düşündüm. Sohbetin devamında hak verdiğimi söylemeliyim. Bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse ömrü boyunca bazı konularda bir veya iki kişinin düşüncelerini, yorumlarını okumuş birini ele alalım ve konumuz “sevgi” olsun. Sevmenin ne demek olduğunu ailesi, çevresi ve bir takım dizilerden öğrenmiş birinin düşünceleri “çok gezen ve çok okuyan“; yani bence çok yaşayan kesim ile karşılaştırıldığında çok yüksek ihtimalle tutarsız veya eksik olacaktır. Bulunduğu çevrenin genel kabullerinden öteye gitmesi olanaksız gözükür. Fakat okumaya başladığında, “sevmek” kelimesinin herhangi bir yerde yaşayan yazarın dünyasındaki karşılığını gördüğünde elbette iyi bir başlangıç yapmış sayılır ancak kendi dünyasında özgün bir karşılık oluşturmaya henüz çok uzaktır. Sağlıklı sonuçlar almak için bu yolda biraz daha çaba sarf etmek gerekiyor.

Yaratıcılık ve İnovasyon

Anlamlandırmak ve yaratıcılık, bilgi ve tecrübeyi gerektirir. İmgeleri yaratma sürecindeki başarımız kullandığımız bu bilgi ve tecrübe adındaki malzemelerimizin kalitesine ve çeşitliliğine bağlıdır. Bu yüzdendir ki “çok okumak” tavsiye edilir, “okumak” değil. Özellikle yaşam görüşümüzü oluşturan bazı kritik konularda bunun hayati öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir konuda bir inovasyon yapmak istediğimizi varsayalım. Bunun için ilk yapacağınız şey günümüzde o alanda bilinenleri tespit edip özümsemek olmalıdır. Böylelikle görüş alanımızı genişletmiş ve söz konusu konuya adeta tepeden bakma fırsatı bulmuş oluruz. Tıpkı bir harita gibi. Devasa bir okyanusta keşfedilmeyi bekleyen adayı bulmanın tek yolu bilinen bölgelerin bilgisinden hareketle boşluk aramaktır. Araştırma yöntemimizi kurgularken tüm kaynakları tararız. Bunu gerçekten sağlam bir gemi ile yola çıkmak için yapıyoruz. Peki nereye gideceğimize nasıl karar vereceğiz? Daha önce insanlığın baltası hangi ormana girmediyse oraya girmeliyiz. Bilinen bölgeleri öğrenip bizden önceki ustaların omuzlarında yükselmiş olacağız ve görüş açımız genişleyecek. Bundan iyisi sağlam referans noktalarının farkına varacağız. İşte bu yolla, henüz dünyayı tanımaya başlamış bir ergenin “en iyi ben bilirim“ciliğinden fazlasını yapmış, somut ve sağlam adımlar atmış oluruz.

Nereden Başlasak?

Çok gezmek ve çok okumak önemlidir demişken sizleri meetup ‘larımıza davet etmeden geçemeyeceğim. Kitapseverlerin gezmekten zevk alabileceği müze, kütüphane, sanat sergileri gibi mekan ve etkinliklere birlikt gidip görmek, ne yazık ki toplumumuzun azınlığını oluşturan kitapseverlerin birbirleriyle tanışıp içlerini dökmesini ve fikir alışverişinde bulunmasını sağlamak amaçlarıyla sık sık buluşmalar düzenliyoruz. Çok okuyan üyelerimiz ile sohbetler düzenleyerek kitaplar üzerine konuşuyoruz. Bu noktada istek ve önerileriniz bizim için çok önemli. Her türlü  görüşünüzü bizimle paylaşmak için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz. Bunun dışında okuma alışkanlığı kazanmak ve motivasyonunuzu geliştirmek isterseniz -birçoğunuzun duyduğuna eminim ama bilmeyenler için bahsetme sorumluluğu hissediyorum- Barış Özcan’ın Zinciri Kırma videolarına bir göz atmanızı tavsiye ediyorum.