Türkiye Çevre Konusunda Dünyada Kaçıncı

Bu yazımda bir Çevre Mühendisi olarak Dünya’daki en önemli çevre indekslerinden biri olan “EPI (Environmental Perfomance Index)” hakkında bilgi vereceğim. Bu araştırma Yale ve Columbia Üniversiteleri tarafından 2002 yıında ortaya çıkarılmıştır. 180 ülkenin değerlendirildiği ve her sene tekrar yayınlanan raporlara göre ülkeler arasında sıralama yapılır. OECD verilerini kullanarak ülkelere puanlar verir.

Parametreler ekosistem ve çevre sağlığı olarak 2 temel kritere ayrılmıştır. Toplam 11 alt başlık ve bu alt başlıklarında spesifik alt başlıkları vardır.

Değerlendirme yapılırken ülkelerin biyoçeşitliliğe verdikleri önem, atıksu ve su arıtma stratejileri, atık yönetimi, hava kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi önemli çevresel faktörler göz önüne alınır.  Bu başlıkları kısaca ele alacak olursak:

Atıksu ve Su arıtma: Dünyamızın yaklaşık %80’inin su olduğunu ama bu suyun çok az bir kısmını kullanabildiğimiz bilgisi ilkokuldan beri bize anlatılıyor. İçilebilecek, tarımda kullanılabilecek, endüstrilerde kullanılabilecek suyun az oluşu atıksuların tekrar kullanılmasıyla ilgili teknolojileri yaygınlaştırıyor. Kaba hatlarıyla ele alacak olursak, musluğumuzdan akan su göl ve nehir gibi tatlı su kaynaklarından ve içme suyu arıtma tesislerinden gelir. Evimizde kullandığımız su kanalizasyonla toplanır ve atıksu arıtma tesislerine gider. Atıksu arıtma tesislerinde genellikle %60-80 mertebelerinde arıtılan atıksu denizlere deşarj edilir. Ülkelerin su ve atıksu arıtımıyla ilgili yönetmelikleri bulunur. Dünya çapında kabul edilmiş belirli standartlara uygun olarak yazılan bu yönetmelikler kapsamında uygun arıtma ve altyapı stratejileri belirlenir. Türkiye Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde bu alanda önemli yatırımlar yapmıştır ve bu alanda yatırımlar devam etmektedir.

Atık Yönetimi: Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) atığı, “sahibinin istemediği, ihtiyacı olmadığı, kullanmadığı, arıtma ve uzaklaştırılması gerekli maddeler” olarak tanımlamaktadır. Halk arasında çöp dediğimiz bu maddeler belediyelerce hergün düzenli olarak toplanır. Her ülkenin farklı atık yönetimi stratejileri vardır. Örneğin Japonya gibi arazisi az olan yerler “yakma” metodunu tercih ederken, Türkiye gibi geniş topraklara sahip ülkeler “depolama” yoluna gitmektedir. Atıkları bertaraf etmek maliyetli ve yönetimi uzun bir süreç olduğu için  geri dönüşüm ve sıfır atık gibi yaklaşımlar dünya genelinde yaygınlaşmaktadır. Atık yönetimi hiyerarşisi tüm dünyada kabul görmüştür. Atık üretimi azaltılmalı, mümkün olduğunca geri dönüştürülmeli, mümkünse atıktan enerji üretilmeli, en son alternatif olarak atıklar depolanmalıdır.

Hava Kirliliği Atmosferimizin ilk 20 km’si Troposfer tabakasıdır, su buharı ve soluduğumuz oksijen burada bulunur. Hava kirliliği, toprak ve sudaki gibi biyolojik olarak ayrışmaz. Yani fabrikalarımızdan çıkan dumanlar havada sadece seyrelir ve dağılır. Hava kirliliği küresel bir sorundur. ABD’deki bir fabrikanın atmosfere verdiği kirli hava Kanadalıları etkileyebilir. Atmosfere saldığımız zararlı gazlar yıllarca atmosferde kalabilir.  Örneğin CFC ( kloro-floro-karbon) gazı (klimaların ve buzdolaplarının motorlarında bulunan bir gaz) atmosferede uzun yıllar kalır ve ozonla reaksiyon vererek ozon tabakasını inceltir. Ülkelerde hava kirliliğiyle ilgili, dünya çapında belirlenen standartlara uygun yönetmelikler vardır ve fabrikalar bu emisyon limitlerine uymak zorundadır. Her fabrika bu limitleri aşmamak için baca gazlarını arıtmak zorundadır. Hava kirliliğine sebep olan bir diğer kaynak ulaşımdır. Otomobillerin egzoz gazı emisyonları her geçen sene daha kontrol altına alınmaktadır. Günümüzde piyasaya sürelen arabaların EURO6 emisyon standartlarına uygun olması gerekir. Elektrikli araçların yaygınlaşması ile ulaşım kaynaklı hava kirliliği azalacaktır.

Küresel Isınma: Küresel ısınmaya sebep olan gazlara sera gazları denir. En önemli sera gazları karbondioksit, metan ve su buharıdır. Küresel sıcaklığın artması buharlaşmayı arttırmakta ve sera etkisi yapmaktadır. Peki nedir bu sera etkisi? Güneşten gelen ışınlar dünyamıza çarpar ve geri yansır. Bu sırada dünyayı ısıtır. Bu ısı atmosferden uzaya yayılır ve dünya, küresel sıcaklığını sabit tutar. Sera gazları bu ısının uzaya gitmesini engeller ve ısıyı dünyada hapseder. Küresel sıcaklık artar, buzullar yani tatlı su kaynaklarımızın erir, sel, fırtına gibi doğal afetler artar. Paris anlaşması 2020 yılında başlayacak ve küresel sıcaklık artışı 2 derecenin altında tutulmaya çalışılacak.

EPI raporunda ülkelerin milli gelirleri ve yukarıdaki parametreler göz önüne alınarak ülkeler puanlanır.

  • Türkiye 2020 kişi başına milli geliri (kura bağlı değişir): 13600$
  • Türkiye EPI puanı: 42.6
  • Türkiye’nin 180 ülke arasındaki sırası: 99
  • Türkiye, biyoçeşitlilikte dünya ortalamasının çok altında yer alırken emisyonlarda dünya ortalamasının üstünde bulunuyor.
  • Değerlendirmede Türkiye Asya kıtasında bulunuyor. Bir çok alanda Dünya ve Kıta ortalamaların altında bulunuyor.

Dünya sıralamasında başı çeken ülkeler Avrupa’da bulunuyor. Danimarka, Lüksenburg, İsviçre, İngiltere listenin ilk 4 ismi. Avrupa ülkeleriyle rekabet eden ilk ülke Japonya 12.sırada bulunuyor. Güney Kore 28. , İsrail 29. Sırada bulunuyor. Listeye şu linkten ulaşabilirsiniz: https://epi.yale.edu/epi-results/2020/component/epi

G20 ülkesi olan Türkiye’nin çevre konusunda 99. Sırada olması ülkemiz için iyi bir haber değil. Bu sıralamada iyi yerlere gelmenin yolu eğitimden geçiyor. Yasal düzenlemeler ne kadar iyi olursa olsun bireysel olarak çevre bilinci olmadıkça ülkemizin sıralamada yükselmesi zor görünüyor. Bu yazıyı yazma amacım ülkemizin çevre açısından ne konumda olduğunu anlatmak ve farkındalık oluşturmaktır. Unutmayalım ki, bireyler toplumu, toplum ülkeyi var eder. Birey olarak kendimizi eğiterek çevre bilinci oluşturmaya başlayabiliriz.

Yazar: Muhammed Hamidi

E-posta Aboneliği OluşturunYeni İçeriklerimizi Kaçırmayın

Yazar: Kitapmeetup