Sesli Öykü – Carpe Diem Kitap Sohbeti 10

Kitap ve İnsan

Sesli Öykü – Carpe Diem Kitap Sohbeti 10

3 Mayıs 2018 Meetuplar 0
Carpe Diem 10 Sesli Öykü

“Sesli Öykü” temalı kitap sohbetimiz 20 Nisan Cuma günü gerçekleşti. Daha önceki sohbetimizin sonunda birlikte icad ettiğimiz “Sesli Öykü” temamız kapsamında anlık düşünülmüş cümlelerimizi kayda alarak kimi zaman güldüren kimi zaman düşündüren kurmaca öyküler oluşturduk. Ses kayıtlarından yazıya geçirdiğimiz öykülerimizi, üzerine konuşulan kitapları ve konuları bu blog yazımızda bulabilirsiniz.

Carpe Diem 10 Sesli Öykü

Carpe Diem 10 Sesli Öykü

Carpe Diem Kitap Sohbetleri 10

Katılımcılar:

Bu kitap sohbetimizde bir ilk olarak iki gruba ayrılarak sohbetimizi gerçekleştirdik. Katılımcılarımıza ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz.

Grup1:

Alışan Yeler, Sinan Şenocak, Mert Sugür, Elif Nur Yarıcı, Tayfur Kılıç, Fatih Altındağ, Mustafa Özbaylanlı, Can Özçelik

Grup2:

Sevgi Bilgiç, İdil, Melih Gazi Küşüm, Arda Sezen, Murat Özkök

Grup 1’in Sesli Öyküleri

Öykü 1

Karaköy tünelinden Taksim’e doğru çıkıyordum. Tramvay aniden durdu. Kafamı çevirip baktığım zaman uzaklarda bir parıltı gördüm. Sarışın bir kızın saçlarıydı. Hayır, bu gerçek olamaz, ona çok benziyordu. Acaba gerçekten o muydu, ilk aşkım?
Ama, o ölmüştü?..
Ya ölmemişse?..
Ölmesi bir şeyi değişrirmezdi, sonuçta ben de bir zombiydim, ve apokalips yaklaşıyor.
Ah.. İmkansız aşktı bizimkisi, ben bir zombiydim, oysa bir vampir. Hava güneşliydi ama tünelde olduğumuzdan etkilenmiyordu neyse ki. Zamanında aramıza bir kurt adam girmişti ve ayrılmıştık. Tekrar dönüp dudaklarına baktığımda bir kan lekesi gördüm. Bu sırada insanların az önce kapıldığı panik hali devam ediyordu çünkü hala kimse tramvayın neden durduğunu bilmiyordu. Aniden, tramvay çalışmaya başladı, ve kız üstüme düştü, ve beni hatırladı. Gerçekten ilk aşkım, evet, oydu. Onu gözleri, o an beni iyileştirmişti bir anda ve insan olmuştum tekrar. Tam o sırada Taksim’e geldiğimizi fark ettim ve: “Haydi eyvallah!” Diyip tramvaydan indim.

Öykü 2

Yıl 2486. Gezegenler arası ilk seyahatim. Orpus Korpus gezegenine gelmeme beş dakika kalmıştı. Ve onu gördüm. Yıldız yağmuru başlamak üzereydi. Uzay gemisinin kaptanı, pilotu “Orpus Korpus’ta inecek var mı?” dedi. O elini kaldırdı ve ben de heyecanlandım. “Işıklarda inecek var kaptan.” dedi. Acaba onunla beraber insem mi diye düşündüm. Keşke ondan önce ineceğimi söylemeseydim de onun da nerede ineceğini bilerek inseydim.

Ve Orpus Korpus gezegenine ışınlandık. Çünkü gezegenler arası seyahat de minibüs gibi ilerlediği için transit geçeceğinden dolayı gezegene ışınlanarak inmen gerekiyordu. İndiğim zaman kaskımı çıkardım ve atmosfer ciğerlerimi yaktı. Birçok kişi ışınlandığımız için etrafta onu aramaya başladım tekrar. Ona bakmadan önce derin bir nefes almak istedim ama oksijen olmadığı için karbondioksitten hafif bir başım döndü. Bu arada devam eden yıldız yağmuru da hiç yardımcı olmuyordu. ( Işık yağmuru muydu acaba? ) Aslında çok romantik bir ortamdı, ona yaklaşmak için tam zamanıydı fakat hayatım boyunca onu takip ederek mi geçirecektim? Bu gezegende de çıkmıştı karşıma. Hâlbuki evrende milyarlarca gezegen vardı ve trilyonlarca kadın vardı. Ama her gittiğim gezegende peşimden gelen tek bir kadındı. Yoksa peşinden gittiğim mi oydu? Tekrar şansımı denemek için arkasından yaklaşacak iken azalan oksijen seviyem başımın dönmesine ve düşmeme sebep oldu ama düşmek yerine, gezegenin yerçekimi seviyesinden dolayı havalanmaya başladım. Havalandıkça kalbimin hızı düşüyordu. Fark ettiğim üzere Korpus Orpus gezegenine değil farklı bir gezegene ışınlanmıştık ve hepimizin sonu yaklaşıyordu. Kasklarımızdaki oksijen seviyesi ancak birkaç dakika yeterdi bize. Ve bu düştüğümüz gezegen, yüz yıl önce yaşamın son bulduğu dünya gezegeniydi. Bu kalan birkaç dakikamda, son umudum olarak ona seslenmeye çalıştım fakat yok olan atmosfer sesimin ona gitmesini imkânsız kılıyordu. Aşkımızın insanlığın başladığo gezegende bitiyor olması çok ironik değil miydi? Ne de olsa aşk da bu gezegende başlamıştı. Son şakamı yapıp uzay giysimin içine osurdum. Aşk zaten Romeo’nun Juliet’e duyduğu istekle bitmişti. Bu bir ölüm olmayacaktı, bu bir intihar olacaktı. Oksijen yetmezliğinden değil, metan zehirlenmesinden ölüyordum. Onun benim hayatımdaki etkisi de buna benzer bir şeydi zaten. Başım taşa değdi ve öldüm. Taşa değil meteora çarptım. Ve ben yükseldikçe başım meteora çarptı, başım başka bir gezegene çarptı ve hayatım son buldu. Ölürken son hatırladığım şey onun elini tuttuğum.

Gözlerimi cehennemde açmıştım. Yanımda da o vardı. Yalnız cehennemin öldüğümüz ortamın yerçekimine sahip olduğunun farkında değildim. Cehennemde de yerçekimi yoktu. Ve similasyon bitti, bütün lise öğrencileri kaskını çıkartıp hocanın dediklerini dinlemeye başladı. Sonraki ders Beden Eğitimi olduğu için çok mutluyduk. Hemen soyunma kapsülüne uçtum. Okuldaki kontenjan eksikliğinden dolayı Beden Eğitimi hocamız Müdür olduğundan… Sonra Beden Eğitimi hocamız top verdi ve oynadık. Tıpkı hayatımızla oynadığımız gibi.

Grup 2’nin Sesli Öyküsü

Bugün de diğer cumartesiler gibi sıradan bir gündü. İşe gitmek için Ada Vapuruna binmiştim. Vapurda martı sesleri ilgimi çekmişti. Martı sesleri beni her zaman etkilemişti. İnsanlar ise bu sesleri çığlık olarak değerlendiriyordu. Bu sesten nefret ediyorlardı. Keşke onları anlayabilseydim. Vapur mu ilerliyordu ben mi ilerliyordum, bilmiyorum. Sanki vapur beni değil, ben vapuru taşıyordum. Cebimdeki bozuk paraların ağırlığından sıyrılabilmek için birkaç simit aldım ve martılara attım. Aniden arkamda tiz bir ses duydum. Bu sesi yıllar öncesinden tanıyordum. Alnımdan soğuk terler boşanıyordu. Arkamı dönmek istemiyordum ama bu sesi duyduktan sonra yürüyüp gidemezdim. Bu sesi unutmak için harcadığım süre, bu sesi duyduğum süreden daha çoktu. Usulca arkamı döndüm. Yüzü hala 8 sene önceki gibiydi, hiç değişmemişti. Onu görünce tek düşündüğüm şey bunca senedir ne yapıyor olduğuydu. Bunu öğrenmeyi çok istiyordum. Hem beni görmemesini istiyordum hem de fark edilmek istiyordum. Bu yüzden çantamdan onunla arkadaşken de kullandığım parfümümü çıkardım ve sıktım. Vapurun yükü sadece 2 insan değil, 8 yıl hafiflemişti. İçimden bir ses bunu yapmamam gerektiğini söylüyordu ama ben inatla peşinden gidiyordum. Ben özlediğime giderken o da özlediğine gidiyordu. Gittiği yer çok tanıdıktı. Buraya her geldiğimizde oturduğumuz banka oturmuştu. Sırtımda göklerin ağırlığıyla, burnumda onun kokusuyla her adımda daha çok batıyordum. Zamanın uçsuz bucaksızlığında usul usul yanına yaklaştım. Onun silüetini seyre daldım. Bank ikimizin mezarı kadar soğuktu.

Üzerine Konuşulan Kitaplar ve Yazarlar

Grup 1

  • Tanrı Olmak Güzel, Tibor Fischer
  • Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk
  • Güneşi Uyandıralım, Jose Mauro de Vasconcelos
  • Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
  • Dönüşüm, Franz Kafka
  • Bir Kadının Hayatından 24 Saat, Stefan Zweig
  • Tolstoy
  • Yerdeniz Öyküler, Ursula K. Le Guin
  • Bilge Adamın Korkusu, Patrick Rothfuss
  • Karamazov Kardeşler, Dostoyevski
  • Ara Dünya, Nail Gaiman
  • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera
  • Karun ve Anarşist, İskender Pala
  • Ahmet Ümit
  • Stephen Hawking
  • Satranç, Stefen Zweig
  • Zamanın Kısa Tarihi, Stephen Hawking
  • Zamanın Daha Kısa Tarihi, Leonard Mlodinow ve Stephen Hawking
  • Sultan, İskender Pala
  • Bir Savaşın Tasviri, Franz Kafka
  • Mavi Oktav Defterleri, Franz Kafka
  • Fasa Fiso, Teoman
  • Çiçek Senfonisi, Özdemir Asaf
  • Sırça Köşk, Sabahattin Ali
  • Devlet, Platon
  • Ütopya, Thomas Moore
  • Narnia Günlükleri, C. S. Lewis
  • Şeker Portakalı, Jose Mauro de Vasconcelos
  • Fena Halde Leman, Attila İlhan
  • Suç ve Ceza, Dostoyevski
  • Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu
  • Komünist Manifesto, Karl Marx
  • Don Kişot, Miguel de Cervantes

Grup 2

  • Homo Deus, Yuval Harari
  • Doğmuş Olmanın Sakıncası Üzerine, E. M. Cioran
  • Yürümek, Sevgi Soysal
  • Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık
  • Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın
  • Aforizmalar, Stephen Hawking
  • Çavdar Tarlasında Çocuklar, J. D. Salinger
  • Kim Bağışlayacak Beni, Birhan Keskin
  • Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Ece Temelkuran
  • İsmet Özel

Konular

Grup 1

  • Rehbere soyad ile kaydetmenin önemi
  • Tiyatro oyunlarına biletsiz girmek
  • Ormanda Carpe Diem
  • Beyazıt Sahafları Çarşısı
  • Sahaf çarşılarında girişteki fiyatların yüksek olması
  • Sahte kitapları ayırt edebilmek
  • Otogardaki kitap otomatı
  • Maltepe’nin uzak olması
  • Sikke
  • Kapağa göre kitap seçmek
  • Rick and Morty
  • Serdar Kuzuloğlu’nun ses tonu
  • Şiir yazma teması
  • Telif hakkı süresi 70 yıl
  • Sualtı arkeolojisi
  • Çeviri kitapların kaliteleri
  • Teomanın hayatı
  • Haluk Levent tweet vakası
  • Sanat sanat içindir, toplum içindir tartışması
  • Okuduğundan anladıklarını tecrübelerin belirler
  • Şiir yorumu teması
  • Adamlık tartışması
  • Dyojen’in Büyük İskender’e cevabı: Gölge etme başka ihsan istemem.
  • Aristotales, Büyük İskender’in hocası
  • İdeal devlet
  • Formlar Teorisi ve Mağara Alegorisi
  • Monarşi ve filozof kral
  • Sokrates’in ölümü
  • Demokrasi
  • Misyonerlik faaliyetleri
  • Cervantes İstanbul’da inşaatta mı çalıştı?
  • Paralel evrenler
  • Amerikan Tanrıları dizisi
  • Fringe dizisi
  • compassion

Grup 2

  • Özgür irade mümkün mü?
  • Üstünlük
  • Yalnızlık
  • Mucitler sıkılmış insanlar mıdır?
  • Cosmos
  • Megaloman olmak
  • Özgüven
  • Memnuniyetsizlik
  • Çocuklardaki yaratıcılık
  • Tesla
  • Maddi kaynak – inovasyon ilişkisi
  • Wright kardeşler
  • Newton fiziği
  • Antik Yunan fizikçilerinin bilime katkıları

 

Daha önceki Carpe Diem Kitap Sohbetlerine ve diğer meetuplarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilir, mail aboneliği oluşturarak gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

instagram.com/kitapmeetup

twitter.com/kitapmeetup

facebook.com/kitapmeetup

facebook.com/groups/kitaplardabulusalim/