Ötekilerin Kökeni Kitap İncelemesi

Kitaba Genel Bakış

Eserlerinde çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ırkçılık ve bu ırkçılığın yıkıcı sonuçlarını konu edinen, “Afro-Amerikan” edebiyatının geliştirilmesine ve tüm dünyaya tanıtılmasında çok değerli bir rol oynayan, Nobel ve Pulitzer ödüllerini kazanan yazar Toni Morrison, Ötekilerin Kökeni adlı kitabında bizleri, aydınlatıcı ve bir o kadar da akıcı bir serüvene dahil ediyor. Bu soluksuz serüvende on dokuzuncu yüzyılda kaleme alınan tıp makaleleri; kölelerin ve efendilerin günlükleri; köleliği yumuşatmak ve belki de meşrulaştırmak amacıyla romantize eden edebi eserler Morrison’a eşlik ediyor. Ernest Hemingway, William Faulkner gibi yazarların eserlerini incelerken eserlere ötekilik sorunu açısından yaklaşıyor ve bu eserlerin yanı sıra kendi eserlerini ve kişisel deneyimlerini de göz ardı etmiyor. Kapitalizm kavramının ortaya çıkmasından sonra daha da yaygınlaşan ötekilik sorununu, çarpıcı gözlemleri ve analizleriyle irdeliyor ve okuyucuyu da bu konu hakkında derin düşünmeye çağırıyor.

Toni Morrison bu eserinde ötekileştirmenin nasıl bu kadar güçlü ve cazibeli bir kavram haline geldiğini inceliyor ve sonuç olarak, ötekileştirmenin bir “yabancı”ya duyulan hem toplumsal hem de psikolojik ihtiyaçtan kaynaklandığını savunuyor ve bu düşüncesini de şuna dayandırıyor: “Çünkü kalabalıklar içinde olmak isteyenler yalnızlık çekenlerdir hep…”



Kölelik ve Irkçılık

Sonralarında ise bir kişinin, köleyi neden yabancı bir tür gibi sunmaya ihtiyacı olduğunu sorguluyor. Bu gereksinimi kişinin aslında kendisinin “normal” olduğunu kanıtlamak için gösterdiği bir çırpınış olarak açıklıyor. Aslında köle sahiplerinin, kölelerine yaptığı eziyetlerin canavar oldukları için değil sadece kendilerinin güçsüz olmadığını kanıtlama çabası olduğunu savunuyor Morrison. Kölelere yapılan acımasız eziyetlere ses çıkarmayan diğer insanların ise gerekçesi şudur yazara göre: “Yabancı olanın halinden anlamak tehlikelidir çünkü yabancıya dönüşme ihtimalini içinde taşır ve kişinin ırkı vasıtasıyla elde ettiği statüyü kaybetmesi demek, kabul görmüş ve değer atfedilmiş farklılığını kaybetmesi demektir…”



Diğer yandan, sadece beyaz ve siyah insanlar arası ırkçılık değil, siyah insanlar arasında da ırkçılık olduğuna değinmiş yazar kendi ailesinden örnek vererek. Bu siyahlar arası ırkçılık ise kişinin ne kadar siyah olduğuna dayanarak yapılan bir ırkçılık.

Kitapta siyah bir kadının bir tehlike anında çocuklarını öldürmesi, kendi çocuklarının katili olması, ırkçılığın boyutunu gözler önüne seriyor. Ayrıca “kanında bir damla siyah kanı taşıma” fikrine ve bu fikrin ne kadar ciddi sonuçlar doğurduğuna da değiniliyor kitapta.



Kişisel Yorum

Yorumuma gelecek olursak, deneme türünde olması ilk başta gözümü korkutmuştu ama Toni Morrison inceleyeceği eserlerin gerekli kısımlarını da kitaba dahil ettiği için okurken zorlanmadım, zevkle okudum. Siyah insanların beyazlar tarafından bir hayvana eşit görülmesi ve hatta beyazların, siyahlara yaptıkları eziyetleri meşrulaştırma çabaları kanıtlarla desteklenmiş, okurken göğsünüze ağırlık çökmemesi mümkün değil. Kitabı okurken kasvetli duygular yaşadım, zaten “etiketler”i hiç sevmeyen bir insanım, sırf bu etiketler yüzünden binlerce insanın yaşadığı vahşeti okurken yok olmak istedim, bu “insan”larla aynı etiketi paylaştığımdan utandım. Hala ırkçılığın devam etmesi, insanlığa karşı umudumu azaltıyor, cehaletle sonuna kadar savaşmak gerektiği gerçeğini yüzüme vuruyor.

ALINTILAR

“Cehennem acı çektiğimiz yer değil, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı bir yerdir.”

“Kimse anne karnından ırkçı olarak doğmaz, doğuştan gelen bir yatkınlık yüzünden cinsiyetçi olmaz. İnsan ötekileştirmeyi görerek öğrenir.”

“Irk bir fikirdir, bir gerçek değil.”

“Siyahları kullanabiliriz; evet büyükbaş hayvana çok benzemiyorlar fakat insan da sayılmazlar.”



Yazar: Beril Aybike İlhan

Editör: Aras Fırat

E-posta Aboneliği OluşturunYeni İçeriklerimizi Kaçırmayın

Yazar: Kitapmeetup