Mecburiyet Kitap İncelemesi

Bugünkü yazımda Stefan Zweig‘ın Mecburiyet adlı eserini incelemek istedim. Alman Edebiyatı’nın önemli isimlerinden ve öykülerini severek okuduğum Zweig bu öyküsüne kendi hayatı da dahil olmak üzere pek çok konuyu sadece 56 sayfada işlemiş.

Genel Bakış

1. Dünya Savaşını ülkesinden uzakta geçiren bir savaş karşıtı ressamın askerlikten kaçış serüvenini ve o sırada yaşadığı derin psikolojik bunalımı, ikilemleri yoğun bir şekilde işleyen Zweig, bu kitabında bir bakıma kendinden esinlenmiştir çünkü kendisi de 1. Dünya Savaşı sırasında zamanını ülkesinde geçirmemiştir. Zweig ayrıca savaş karşıtı tutumuyla da tanınmaktadır.

Stefan Zweig



Beyin Göçü

Mecburiyet aslında bize hiç de uzak olmayan bir konuyu işliyor.  “Beyin Göçü” ülkemizde son yıllarda yurt dışına çıkan göçebe sayısı oldukça artarak devam ederken çok önemli beyinleri kaybetmemizde son derece kuvvetli bir rol oynuyor. Kitapta entelektüel ve savaş karşıtı bir ressamın eşiyle birlikte savaş sırasında askerliğe alınmamak için İsviçre’ye kaçtıktan sonra kendisinin sabırsız bir şekilde beklediği ve gelmediği her gün göğsüne oturan ağırlığının arttığı askerlik tebligatının gelmesiyle başlayan ikilemler “kendi değerlerin mi yoksa sorumluluk bilinci mi?” sorusu üzerinde işlenmiş. Bu soru çoklarca defa kelimelerle yazılmasa da gerek diyaloglarla gerekse de psikolojik çözümlemelerle okura hissettiriliyor.

Çelişki

Ressamın, geçmişte eşiyle yaptığı konuşmalardaki savaş karşıtı ve kimsenin onu zorlamayacağına dair görüşleri, askerliğe çağrılma görevinin tarihi yaklaştıkça yani zamanı daraldıkça, değişim geçirmeye çalışıyor ve sorumluluk duygusu üste çıkmaya çalıştıkça eşiyle arasında hararetli tartışmalar geçiyor. Kendine verdiği sözleri bir süre unutuyor, teslim olmaya giderken aklından önceki gece kurduğu senaryoyu defalarca tekrarlıyor ve onu kesinlikle orduya kabul etmeyeceklerine emin oluyor fakat olaylar hiç de onun umduğu gibi gitmezken aksine sonraki gün özgürlüğünü elinde tutmak için son bir kez kendini kandırmaya çalışıyor… ya da o, kendini kandırmaya çalıştığını düşünüyor. Bu çelişki kitabın sonuna bence çelişki olmaktan çıkıyor ve doğru cevabı buluyorsunuz. Bir insanın kimliğini kaybetmesini, tekrar bulmasını, bulmaya çalışmasını gözler önüne seren bir kitap Mecburiyet.



Son Sözler

İç dünyasındaki derin psikolojik çatışmasına tanıklık ettiğimiz ressamın düşünceleri, duyguları her zamanki gibi ustalıkla yazılmış. Zweig, kahramanın ruhsal katmanlarını tek tek açarak, sanatsal bir dille aktarmış. Ressamın eşiyle karşılıklı şiddetli diyalogları sırasında aynı durumun iki farklı bakış açısından anlatılışı etkileyiciydi. Bir solukta okunabilecek çok akıcı ve ayrıca kısa bir kitap.

Alıntılar

“Bu düşünce adeta bunaltıcı ve boğucu bir şekilde birdenbire odanın ortasına düşmüş, odadaki her şeyi, nesneleri bir kenara itmişti, geniş ve yapış yapıştı…”



“İtiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suçludur.”

“Kendi fikirlerin uğruna kan dökmek ayrı bir şey, ama bir başkası için kan dökmek?”



Yazar: Beril Aybike İlhan

Editör: Ali Aras Fırat

E-posta Aboneliği OluşturunYeni İçeriklerimizi Kaçırmayın

Yazar: Kitapmeetup