BU RESMİ GÖRDÜĞÜNE EMİN MİSİN?

Bir şeye bakmak, aynı zamanda o şeyi gördüğümüz anlamına gelir mi?

Ya da gördüğümüz her şeyi anlamış sayılır mıyız?

Hele ki karşımızda bir sanat eseri yani, bir sanatçının içselleştirdiği duygu ve düşünceler bütününün dışavurumu varsa, baktığımız şeyi gördüğümüzden ne kadar emin olabiliriz?

Resim sanatı, yüzyıllardır gelişen akımlarla, kullanılan renk ve formlara göre ayrışıp içerisinde birçok türü barındırır. Bu akımların oluşumunda, kimi gerçekçiliği savunurken kimi hayalciliği savunmuş, birbirlerine tepki olarak gelişip beraberinde başka akımları da türetmişlerdir.  Peki, gerçekte var olmayan bir unsuru hayal gücüyle var edip sanatını gerçekleştiren sürrealist bir ressamın anlatmak istediğini ve eserini anlamak zorken, klasisizm akımından etkilenip simetri, ışık, gölge, perspektif gibi konularda matematiksel bir düzene bağlı kalınarak olabildiğince gerçekçi eserler üreten bir ressamın eserini anlamak daha mı kolaydır?

Bunu anlamak için resim tarihinin en önemli eserlerinden biri olan Jan Van Eyck’in “Arnolfini’nin Evlenmesi” tablosunu inceleyelim.

JAN VAN EYCK KİMDİR?

1389 yılında Hollanda’da doğmuş olan ressam, 15. yüzyıl Flaman Okulu temsilcisidir ve Flaman resim sanatının gelişmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Yağlıboya tekniğini bulan ilk ressam olduğu söylense de çoğunluğa göre, Eyck bu tekniği çok iyi kullanmış ve geliştirmiştir. Ulaşılamayan gerçeklik duygusunu ve nesnelliği yağlı boya tekniğini geliştirerek elde etmiş ve resim sanatında önemli bir edinmiştir.



Aynı zamanda saray ressamlığı da yapmış olan Jan Van Eyck’in bir diğer önemli özelliği ise, Ortaçağ’ın gerici ve karanlık geleneklerini yok sayan ilk ressam olmasıdır.Eyck sayesinde, kilise ve soyluların elinde olan resim sanatı, ilk kez bunun dışına çıkmış ve para karşılığı sanat yapılmasının önü açılmıştır. Yanı sıra ilk kez resmin konusunda günlük yaşam yerini almıştır.

ARNOLFİNİ’NİN EVLENMESİ-1434

Tabloya baktığımızda gördüğümüz şey, dönemine göre çok şık ve zengin bir giyim tarzına sahip, hatta soylu diyebileceğimiz bir çiftin, evlerinin aydınlık bir noktasında bir köpekle resmedilişidir. Duruş şekillerinden bir evlenme/yemin töreni olduğu da söylenebilir. Bu eseri oluştururken ressamın anlatmak istediği, sadece bu yemin törenini tüm gerçekliğiyle resmetmek midir? Peki ya öyle değilse?

O zaman ayna ile başlayalım…

Tablonun tam ortasında diyebileceğimiz, çiftin arasında yer alan bir dışbükey ayna göze çarpıyor. Eğer dikkatlice bakılırsa, aynanın bize resmin ters gözü olduğunu söyleyebiliriz. Yani bize odanın içini gösteriyor. Ve böylece tabloda gördüğümüz kişiler dışında odada iki kişinin daha olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan biri ressam Eyck diğeri ise çırağı ya da öğrencisi. Bu anlamda düğünün şahitleri olmuşlar. Aynanın kenarlarında ise on adet dini motif yer alıyor. Bunlar İsa’nın çilesini anlatan on farklı sahne. Ayna’nın asıl amacı mekânı yansıtmasından ziyade, her şeyi gören Tanrı’nın gözünü ve Meryem’in bekâretini simgeleyen lekesiz ayna göndermesini temsil eder. Hayret edilesi şey ise, bu detay çalışması için ne kadar ince bir fırça kullanılmış olabilir?

Haç İşlemeli Avize…

Tablonun en tepesinde, odanın tavanında yer alan avizede gündüz olmasına rağmen mum yanıyor. Tek bir mum. İşte bu tek mum, Tanrının ışığını, yaratıcının tek olduğunu ve bu evliliğin Tanrı’nın huzurunda yapıldığını ifade ediyor.

Köpek…

Çiftin ellerinin birleştiği noktanın tam altında duran köpek de sembolik bir anlam ifade ediyor. Flaman resim sanatında yumuşak ve tüylü köpekler Flaman ressamlar tarafından sadakati temsil etmesi açısından kullanılmıştır. Bu köpek Roma mitolojisinde sadakat ve vefanın tanrıçası Fides’i ve evliliğe duyulması gereken sadakati temsil eder.



Heykel ve süpürge…

Yatak başlığında bulunan Aziz Margaret heykeli, doğumun koruyucu meleğidir. Kimine göre kadın figürün elbisenin önündeki kabarıklığa bağlı olarak hamile olduğu ve buna gönderme yapıldığı söylense de büyük bir kesim kıyafetinin dönemin modasına göre öyle olduğunu ve hamile olmadığını kabul etmiştir. Yatağın başında asılı olan süpürge ve aynanın yanında duran tespih ise Hristiyanlığın iki temel öğüdü olan “çalışmak” ve “dua etme”yi temsil eder.

Portakallar…

Pencere önünde duran portakallar bereketi ve 15. yüzyılda pahalı bir meyve olması sebebiyle zenginliği temsil eder. O dönemde Brugge’a dışarıdan gelen bir meyve olduğu için Giovanni’nin işine gönderme yapılmıştır.

Terlikler…

Sol alt tarafta ve onun ilerisinde yer alan terlikler evliliğin kutsallığını temsil eder. Hiçbir şeyin tesadüfen orada yer almayışı gibi terliklerin de anlamı bulunmakta. Giovanni’nin ayağından yeni çıkmış gibi duran takunyalar saygıyı ifade eder. Burada kırmızı terliğin yanındaki kilim desenlerinin ince ince çalışılması da dikkat çekiyor. Bu nasıl ustaca bir çalışma?

Duruş yönleri ve eller…



Giovanni Arnolfini ve eşi Jeanne de Chenany’nin duruş yönleri de tesadüf değil. Arnolfini mesleğinin tüccarlık olması ve dışarı ile ilişkili olması sebebiyle pencere önünde eşi ise evin iç tarafında konumlanmış. Aynı zamanda kadın figürün beyaz başlığı onun saflığını ve bekâretini, yeşil elbisesi ise umudu temsil ediyor. Ellerinin birleşme şekilleri ve Arnolfini’nin sağ el içini göstererek havaya kaldırması kutsal ve önemli bir yemin anını tasdik ettiriyor izlenimi vermekte.

İmza…

Dönemin bir ilki daha Eyck tarafından gerçekleştirilmiş, kilise tarafından ressamların tablolarına imza atması yasaklanmışken Eyck, bunu umursamayarak eserine imzasını atmıştır: “Johannes Van Eyck fuit hic 1434: Johannes Van Eyck buradaydı”

Bununla birlikte bu resmin bir nikah şahitliği ve evlilik cüzdanı görevi gördüğü düşünülmektedir.

Sonuç olarak, bizlerin yüzeysel olarak baktığımız ve zihnimizde bir anlam oluşturmayan; sanatçının realist olarak ortamı birebir aktardığı sanat eserleri bile, aslında içerisinde onlarca anlam, sembol ve temsil barındırıyor. Sadece görsel olarak gözümüze güzel görünen bu eserlerin kompozisyonlarını ve alt metinlerini öğrendiğimizde, sanatçı ile aramızdaki uçurum ve anlamdaki yüzeyselliğimiz tüm çıplaklığıyla adeta yüzümüze vuruluyor…



Yazar:Seda Boduç

Editör:Aras Fırat

Yazar: Kitapmeetup